Yeni Kayıt         Şifremi Unuttum!
Gazete13.net | Bitlis Haberleri | Tatvan Haber | M - Anasayfa
 
Yazı Boyutu : 12 punto14 punto16 punto18 punto

[Yorum - M. Naci Bostancı] Kürt meselesinde çözüme doğru mu?

[Yorum - M. Naci Bostancı] Kürt meselesinde çözüme doğru mu? 20 Ekim 2010 02:16
Kürt meselesi bir dönemeçte. Buradan hep birlikçe çıkacağız ya da çılgınlığa devam diyeceğiz. Hep beraber...


Bunun içinde politikacısı, aydını, işadamı, yazarı çizeri, köylüsü, işçisi, memuru herkes var. Kamuoyunun önüne çıkan, söz söyleyen, teklifte bulunan her kişi, bunun çözüme katkısı üzerine bir muhakemeyle davranmalı. Kolektif kimlikler zaten problemlidir. Onlar üzerine konuşmak, akıl vermek, akıl almak, tanım getirmek, geçmişi geleceğe bağlamak, gerçeklikler kadar hayallerle ilişkilidir. İnsan kolektif kimliklerin etten kemikten varlığına hayal elbiseleri giydirir, ona anlamlar atfeder, yüceltir, aşağılar, ilgisiz kalır. Gerçek insanları soyutlaştırıp bir ortak kimlik olarak onu öne çıkartır. Hele bir de bu konuşmalar ve değerlendirmeler, kolektif kimliklerin birbirleriyle çatıştığı ve gerilim içinde olduğu bir ortamda yapılıyorsa problemler daha da derinleşir. "Akıl" kimlik mücadelelerinin bir "fonksiyonuna" dönüşür, "gerçeklikler" amaçlı bir şekilde okunur, olup bitenler "keyfi" bir montaj düzeni içinde takdim edilir vs. vs.

Kürt meselesinde bugün geldiğimiz nokta şu gibi görünüyor: Ortadoğu coğrafyasında çeşitli nedenlerle milliyetçilik ateşinin en geç yandığı Kürt halkı kendisini bir kolektif kimlik olarak kurmaya çalışıyor. Elbette "halk" değil, öncü aydınlar, politikacılar, yazarçizerler "verili" haldeki Kürtlüğü milliyetçilik ekseninde kazanılan bir kolektif kimliğe dönüştürmek istiyorlar. Süreç içinde de bu fikirler karşılık buluyor, geniş kesimler tarafından desteklenmeye başlıyor. Kürtler için de başkaları için de mesele tam burada.

21. yüzyıl küresel ölçekte iki zıt eğilimi aynı anda barındırıyor. Birincisi, milliyetçiliğe, milli devlete meydan okuyan gelişmeler. İkincisi ise milliyetçilikleri öne çıkartan, onların "kendi halklarını" kazanmaları için bir rüyanın peşine düşmelerini teşvik eden eğilimler. Bu ikilem Kürt halkı için de mevcut. Acaba Kürtler nihai olarak bir milli devlet mi kurmalılar, yoksa demokrasi, haklar ve özgürlükler zemininde kolektif kimliklerine de hayatiyet kazandıracakları bir zeminin sağlanması kaydıyla, muhakkak kendileri de esneyen öteki milli devletlerin içinde yaşamanın imkânlarını mı araştırmalılar? Bunun cevabı henüz net değil. Bayrak, toprak, meclis, vergi toplama gibi gerçek yanları kadar sembolik nitelikleriyle de milliyetçiliklere adeta kâmil bir noktaya geldikleri duygusunu yaşatan unsurlardan vazgeçebilecekler mi? Yoksa aynı ulus devlet içinde yaşıyormuş gibi yaparken aynı zamanda ikinci bir ulus devlet gibi davranmanın şartlarını mı oluşturmak isteyecekler? Soruları kim cevaplayacak? Dur bakalım ne olacak, duygusuyla davranmak değil herhalde. Bu sorular tabir caizse diyalektik bir ilişkiyle cevaplanacaklar. Kolektif kimliğe tekabül eden talepleri topyekûn ret, "ötekileri" kendi milli devletimizi kurmalıyız, yoluna sevk edecektir. Evrensel standartlar esasında bir müzakere ile aynı milli devletin çatısı altında yaşama şartlarını inşa ise güzergâhı birlik yoluna çevirecektir. Ancak her halükarda herkesin yolu, düşüncesi, geleceği bir ölçüde değişecek. Mesele, sürekli birbirini kollayan, her hamlenin ardında başka nedenler arayan, açık iletişimi "gizli gündem"lerin örtmecesi olarak kullanan bir güvensizlik ortamını aşabilmek. Kaygının, kuşkunun kol gezdiği, geleceğin kestirilemediği bir zeminde çözüm için gerekli anlayış ve işbirliği sağlanamaz. Ringe çıkmış iki boksör gibi tetikte ve kollayıcı bir akıl ve siyasetle yol alınamaz, olumlu bir "diyalektik ilişki" kurulamaz.

HER ZAMAN HERKESİ MEMNUN ETMEK MÜMKÜN DEĞİL

Kürt meselesinde bizim temel problemlerimizden birisi şiddet ve onun toplumsal, politik sonuçları. Şiddet kendi siyasal kültürünü, kendi dilini oluşturur. Kanın döküldüğü yerde barışın, anlayış ve işbirliğinin "alıcısı" olmaz. Oysa çözümü sağlayacak en temel dinamik olan siyaset, tıpkı serbest piyasa gibi "alıcılar" üzerine çalışır. Dikkat edin, hem Türk hem Kürt tarafında şiddet kültürünün talep ettiği o sloganik dili kullanan, bunun üzerinden kariyer yapmak isteyen, insanların en temel güdüleri olan "varlık-yokluk" duygusuna seslenen çevreler mevcut. Üstelik bu kolay bir dil. Açık, net, anlaşılır. Diğer tarafta ise çözüm diyenlerin o nüfuz edilmesi zor dilleri, amalı, fakatlı cümleleri, kendi dünyalarının kışkırtıcı "gerçekleriyle" başları hoş olan insanlara çimdik atan, onların hayallerini eleştiren yaklaşımları var. "Şiddet kültürünün" kol gezdiği bir iklimde ikinci dilin sahipleri kendi kendilerine konuşan tuhaf bir azınlık oluştururlar. Diğerleri ise karşıt taraflarda olsalar bile birbirlerini gayet iyi anlarlar. Çünkü dilleri ortaktır.




Bu haber 968 defa okundu.
<< Önceki || Sonraki >>
Yorum Ekle
Başlık:
Metin:
*Üye girişi yapılmadığından yorumlarınız "Misafir" rumuzu ile yayınlanır. Ücretsiz Üyelik için tıklayınız.
Tavsiye Et
Sayin okucuyumuz bu haberi istediğiniz kişiye gönderebilirsiniz.
*Kime:
*Kimden:
*Kisa Mesaj :
 
* İlgili yerleri boş bırakmayınız!
Yorum Yap
Tavsiye Et
Yazdır
Kaydet
Yorumlar ( 0 / 0 )
Diğer YORUMLAR Haberleri :
<<
>>
Yazarlar
1 2 3
Okunan:
Hafta / Bu Ay / Yıl


» Sitene Ekle  » Anasayfa Yap  » Sık Kullanılanlar   » Site Haritası  » RSS


© 2008-2011 Gazete13 ve Hedef13 Reklam Ajansı Bir İpekyolu Radyo Tv.Basın Yayın, Reklamcılık, Özel Eğitim Kurumları ve iletişim Hizmetleri A.Ş Kuruluşudur. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.


Hedef 
AJANS