BAKIŞ REKLAM MEDYA
  • 02 Haziran 2020, Salı 2:04
Avukat Sedef KOCAKAPLAN

Avukat Sedef KOCAKAPLAN

COVİD-19 SÜRESİNDE İŞ YERİ KAPATILAN İŞVEREN İŞÇİYİ İŞTEN ÇIKARABİLİR Mİ?

Sevgili Okurlarım;

İşçi-işveren ilişkilerinin pandemi sürecinden yoğun olarak etkilendiğini; pandemi sebebi ile işten çıkarmaların arttığını ve iş faaliyetleri olumsuz etkilenen işverenlerin işçileri ücretsiz izne ayırdıkları bu süreçte sıklıkla gözlenen uygulamalar olmuştur.

İş yerleri Bakanlığın genelgesi ile zorunlu olarak kapatılan iş yerlerinde faaliyetler zorunlu olarak tamamen durmuştur. Bu iş yerleri salgından doğrudan etkilenmişler;  üretim, faaliyet konusunda genelge doğrultusunda tam bir durma sürecine girmişlerdir. Sinemalar, kafeler, restoranlar, tiyatro alanları, berberler, kuaförler bu iş yerlerine birer örnektir. Bu ş yerlerinde çalışan işçilerin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, akıllarda birçok soru işareti oluşmuştur. Tedbir amaçlı faaliyetleri durdurulan ve iş yerleri kapatılan işverenler, çalıştıramadıkları işçiler için maaş ve prim ödeme yükümlülüklerinin devam edip etmediği konusunda tereddütler yaşamışlardır. İşçiler de aynı şekilde faaliyeti duran iş yerinde çalışmaya devam edemedikleri bu vaziyette ücret alma haklarının devam edip etmeyeceği konusunda belirsizlikler yaşamışlardır.

Yazımız tüm bu sorulara cevap niteliğinde olacaktır.

Sevgili okurlar, İş Kanunumuzda doğrudan “karantina, pandemi” kavramlarına dair bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak pandemi sürecinde uygulanacak ve süreci yönetecek farklı düzenlemelerimiz mevcuttur. Bu düzenlemeler “zorlayıcı nedenler” başlığı altında yer almaktadır. Buna göre, bir iş yerindeki faaliyet bir haftadan fazla süreyle ve zorlayıcı sebeplerle durduğu taktirde gerek işçi gerekse de işveren, zorlayıcı sebebe dayanarak iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkına sahiptir. Dolayısı ile zorlayıcı bir nedenin mevcut olması ve bu sebeple iş yerindeki faaliyetin 1 haftadan fazla süreyle durması halinde kanun her 2 tarafa da sözleşmeyi feshetme hakkını vermektedir. Covid-19 ; Dünya Sağlık Örgüt tarafından “pandemi” yani salgın hastalık olarak kabul edilmiştir. Ve bu salgın  iş hukukunda yer alan zorlayıcı sebep kavramının içinde yer alır.

Özetle geçirmekte olduğumuz pandemi süreci, İş Hukuku bağlamında “zorlayıcı sebep” olarak kabul edilmektedir.

İş Kanunu’na göre,  zorlayıcı sebepten söz edebilmek için iş yerinin 1 haftadan fazla süreyle ve “zorunlu olarak” kapalı kalması gerekmektedir. Dolayısı ile burada işverenin kendi tercihi ile iş yerini kapalı tutması değil; zorunlu bir sebep dolayısı ile iş yerinin kapalı olması gerektiğinin altını çizmek gerekir. İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi ile faaliyeti durdurulan ve kapatılan iş yerleri buna klasik bir örnektir, bu iş yerlerindeki faaliyetlerin durma hali ayrıca 1 haftadan fazla sürdüğü için zorlayıcı sebep söz konusudur. Ancak resmi bir karar yahut genelge olmaksızın, tercihen ve tedbir amacı ile iş yerini kapatan iş yerleri için zorlayıcı sebepten söz edilemeyecektir.

Zorlayıcı sebeplerin varlığı haline işveren ücret ödemek zorunda mıdır?

Zorlayıcı sebeplerin söz konusu olduğu bu iş yerlerinde, işveren bir hafta beklemek; bu bir haftalık sürede ise işçisine/işçilerine yarım ücret ödemek zorundadır. Faaliyetin durma hali 1 haftadan sonra hala devam ediyorsa ve iş yeri kapalı ise; işveren bu 1 haftalık süreden sonra artık işçisine ücret yahut prim ödemek zorunda olmayacaktır.

Ancak 1 haftalık sürenin dolmasından sonra gerek işveren gerekse işçi için zorlayıcı neden koşulları sağlanmış olacaktır ve artık her 2 taraf da sözleşmeyi haklı sebeplerle feshetme hakkına sahip olacaktır.  

Dolayısı ile pandemi sebebi ile kapatılan iş yerlerinde bir haftalık süre dolduktan sonra işçilerin de işverenin de iş sözleşmesini feshetme hakkı doğmuştur. Bu hak her 2 tarafa da eşit bir şekilde tanınmıştır.

Taraflar bu süreçte iş sözleşmesini feshetmeyip sessiz kalmayı tercih edebilirler.  Bu durumda iş akdi 1 haftalık süreden sonra “askıya alınmış” sayılacaktır. Askı süresinde, her iki tarafın da birbirlerine olan yükümlülükleri (işçinin iş görme yükümlülüğü-işverenin ücret ve prim ödeme yükümlülüğü) zorlayıcı sebep ortadan kalkana kadar tabiri caizse rafa kaldırılmış olacaktır. İşçi iş görmeyecek; işveren ise ücret ve prim ödemeyecektir. Ancak iş sözleşmesi feshedilmiş olmayacaktır.

Zorlayıcı sebep ortadan kalktıktan sonra herhangi bir yazılı anlaşmaya gerek olmadan işçi iş yerinde kaldığı yerden başlayarak çalışmaya devam edecek, işveren de işçiye karşı ücret ödeme ve diğer yükümlülüklerini yerine getirmeye başlayacaktır. Dolayısı ile askıya alınan tüm yükümlülükler yeniden canlanacaktır. 

Askı süreleri; işçinin fiili bir çalışması olmadığı için kıdem süresine dahil edilmeyecek, ihbar tazminatı ve yıllık izin hesaplamalarında göz önünde bulundurulmayacaktır. Bu yönü ile askı süreleri önem arz etmektedir.

Bütünün menfaatine olması temennisi ile, sağlıkla kalın..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık