• 15 Nisan 2019, Pazartesi 2:01
Avukat Sedef KOCAKAPLAN

Avukat Sedef KOCAKAPLAN

KİŞİSEL VERİLERİN RIZA OLMAKSIZIN KAYDEDİLMESİ, BAŞKASINA VERİLMESİ YAHUT ELE GEÇİRİLMESİ

Değerli Okurlar;

Kişisel veriler; kişinin herkes ile paylaşmadığı, kendi kişilik ve kimlik bilgilerine ait bulunan, bunun haricinde de genel olarak kişiyi tanımlayan, onu belirlenebilir ve teşhis edilebilir kılan her türlü bilgidir. Bu bilgiler hukuk platformunda geniş kapsamda değerlendirilmekte olup; psikolojik, mali, fiziki, mesleki, sosyal ve kültürel bilgiler olabilmektedir. “Kişi” ise gerçek veya tüzel olabilir. Örneğin bir limited yahut anonim şirketin, derneğin, vakfın ve benzer tüzel kişiliklerin de kişisel verilerinden bahsetmek mümkündür. TC kimlik numarası, cep telefonu, banka hesap bilgileri, e-posta bilgileri, adres bilgileri, kan grubu, anne-baba bilgileri, adli sicil kaydı ve sair bilgiler kişisel veri kavramının somut örneklerindendir. Herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez. Kişinin göz rengi, adı-soyadı, gizlilik arz etmediği taktirde mesleğinin ne olduğu, evli yahut bekar mı olduğu gibi bilgiler herkes tarafından kolayca erişilebilecek ve gizlilik niteliği bulunmayan bilgiler olduğundan kişisel veri olarak değerlendirilmeyecektir. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

Kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı olarak verilmesi ve ele geçirilmesi suçları Türk Ceza Kanunu’nun ‘Özel Hayata Karşı Suçlar’ başlıklı 135-136.maddelerinde düzenlenmiştir. Bu suçların oluşması işin temel iki unsurun varlığı gereklidir; hukuka aykırılık ve kişisel veri kavramına uygun bilgiler. Zira; rızanın olduğu yerde hukuka aykırılıktan bahsetmek mümkün olmayacaktır ve zorunlu unsuru bulunmadığı için suçtan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bilgi sahibinin rızası yazılı yahut sözlü olabilmektedir. Her durumda rıza ve icazet; hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaktadır. Yine her bilginin kişisel veri kapsamında değerlendirilmeyeceği; kişisel veri kavramına dair yapmış olduğumuz açıklamalardan anlaşılmaktadır. Dolayısı ile suçun oluşabilmesi için; hukuka aykırılık unsuru ile birlikte ayrıca ‘kişisel bir veri’nin mevcudiyeti gereklidir. Bu durumda kişinin rızası olmaksızın kişisel bilgilerinin kaydedilmesi, ele geçirilmesi ve yayılması Türk Ceza Kanunu’na göre suç teşkil edecektir.

Türk Ceza Kanunu’na göre, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda ise suçun nitelikli hali işlenmiş olur ve verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi ise yine kanun uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerek kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu gerekse de verileri hukuka aykırı olarak vermek yahut ele geçirmek suçlarının nitelikli halleri de yine kanunda açık olarak düzenlenmiş olup, bu suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme, verme veya ele geçirme suçları şikayete tabi suçlar kategorisinde değildir. Bu nedenle, suçun soruşturulması ve kovuşturulması için mağdur tarafından şikayet başvurusu yapılması da gerekmez. Herhangi bir şekilde suçun işlendiği öğrenildiğinde, savcılık tarafından kendiliğinden soruşturma başlatılmalıdır. Ancak elbette ki yazılı bir şikayet dilekçesi ile şikayet başvurusunu yapmakta hukuken fayda bulunacaktır.

Bu suçu işleyen tüzel bir kişi de olabilir. Bu durumda suç yine cezasız kalmamaktadır ve tüzel kişilik aleyhinde güvenlik tedbirlerine hükmedilmektedir. Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıl olup, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmeden soruşturma başlatılmalıdır. Aksi takdirde, zamanaşımı süresi dolacağından suç ile ilgili soruşturma yapılaması mümkün olmayacaktır.

 

Bir sonraki hafta görüşmek temennisi ile..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık