• 27 Şubat 2019, Çarşamba 16:21
DYT. AbdurrahmanGÜLTEKİNOĞLU

DYT. Abdurrahman GÜLTEKİNOĞLU

BAŞKAN ŞART BAŞKANIM

Asırlardır bize öğretilen öğretiler sonucunda lidersiz yaşamamayı öğrendik. Cumhuriyet kurulduğu günden beride çift liderle yaşamaya alıştırıldık. Emperyalist güçler sürüleştirmek istedikleri toplumlarda bunu hep yerleştirdiler. Sanki bir sürüyüz biri önden yol gösterir, diğeri de arkayı toplar gibi yaşamaya alıştırıldık.

   Bizim zihinlerimize cumhurbaşkanı-başbakan, kaymakam- belediye başkanı, vali-belediye başkanı ve en önemlisi de anne-baba algısını oturtarak çift başlı yönetim şeklini kazıdılar. Bunun adına da demokrasi dediler. Uygulayıcılarına da demokrat dediler. Yani kendilerinin çizdiği sınırlarda, kendilerinin birlikte yaşamaya mahkum ettiği insanlara, kendilerinin gönderdiği yasalarla yaşayacaksınız dediler. Artık Müslüman değilsiniz, kardeş falan hiç değilsiniz, evinizde babanın veya ananın sözünün hiç önemi yok, şehirlerinizde sırf karışıklık çıksın diye hem başkanınız hem de amirleriniz olacak, ülkeleriniz ya bizim seçtiğimiz diktatörler tarafından yönetilecek yada hem başbakanınız hem de cumhurbaşkanınız olacak dediler. Sizin adınız artık demokrat olacak dediler. Anan babanın tecrübeleri hiç önemli değil, sana bir şey diyemez, seninde söz hakkın var, demokratsın dediler. Kaymakamı valiyi hiç takma, belediye başkanını sen seçtin, başkan da seni dinlemek zorundadır dediler.  Demokratsın, demokratsın, demokratsın diye diye seni, beni, herkesi saygısız birer birey haline getirdiler. Köle pazarları kurdular. Kadınlarımızın da erkeklerimizin de mal gibi alınıp satılabileceğini öğrettiler bize. Fuhuşu aramızda yaygınlaştırıp bedenlerimizi, uyuşturucu ve rüşveti yaygınlaştırarak ta ruhumuzu satmayı öğrettiler bize. Sözde kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı vererek kadınlarımıza söz hakkı tanıdılar. Hâlbuki bu insanlar dinimizin kadına 1400 yıl önce verdikleri haklardan bihaberdi. İslam o kadar büyük haklar vermişti ki; Ayşe annemiz halifenin karşısında ordu toplayabiliyor, savaş ilanında bulunabiliyordu. Yine örflerimiz, adetlerimiz kadını kutsallaştırıp erkeğin yanına oturtuyordu. Bize yıllarca neden demokrat olmamız gerektiğini filmlerle anlattılar. Müslüman sakallı bir erkeğin arkasında yürüyen dört çarşaflı kadın, rüşvet alarak muska yapan veya yanına giden her kadına sarkan bir şeyh veya mütedeyyin görünümlü üçkâğıtçı bir esnaf modeli çizdiler. Karşılarında ise kravatlı, fötrlü düzgün giyimli, dürüst, karşısındaki insanların görüşüne önem veren, zeki ve yakışıklı insanları koydular. Bunlara da demokrat dediler.  Ya Müslüman olup o imam gibi olacaksınız, ya da demokrat olup ilerleyeceksiniz fikrini yerleştirdiler zihinlerimize. Lidersiz yaşamamız gerekiyordu ya imamlarımız, âlimlerimiz bize lider olamazdı. O zaman kim nasıl kandırsın bizi. Evde baba lider olamazdı. Çünkü dişi kuş yapar evi. Aile mevhumunun bozulmasının tek yolu buydu. Demokrasi dediler ve sosyal toplulukların en küçüğünden başlayarak başsız bıraktılar bizleri.

 

 Şimdi gelelim bizleri başsız bırakmak için yüzyıllardır uğraşan insanların önce devlet yönetimi sonra din yönetimi şekillerine.

   İsviçre medeni kanununu 1926 da kabul ettik. Yönetim şekli federal devlet. 26 kantonu var. Valla devlet başkanları bile var.  Başkanlarının adı Johan Schneider.

   İtalya’dan ceza kanununu aldık. Hem de onların 1889 da çıkardıkları kanunu. Yönetim şekli cumhuriyet. Anlayacağınız cumhurbaşkanı ve başbakan. Ama bir fark var. Cumhurbaşkanı bizim şimdi gördüğümüz cumhurbaşkanımız gibi, eskileri gibi değil. Adama verdikleri haklar kurallarda yok. Yargıya bile başkanlık yapar. Onlar yapınca doğru biz yapınca diktatörlük.

 Almanya’dan ceza muhakemeleri kanunu aldık.  Yönetim şekli federal cumhuriyet. Daha genişletirsek. Federal, parlamenter, temsili demokrasili cumhuriyet. Yemede yanında yat. Başında Angela Markel var. Yani bir liderleri var

  Fransa’dan ise eğitim sistemini aldık. Yönetim şekli yarı başkanlık sistemidir. Yürütmenin başında yine başkan var. Yani François Holland her şeydir. Fransa’dan  Manuel Walls’ ı duyanınız var mı? Adam başbakan. Ama önemi yok. Eğitimine gelince bizle artık hiçbir alakası yok.

 Amerika birleşik devletleri. Bizim artistlerimizin en çok önem verdikleri ülke. Artistlerimiz alınmasın mecazi anlamda dedim. Beyaz Türklerimiz,  solcu Kürtlerimiz, sözde demokratlarımız hep Amerika’yı örnek alırlar ya ondan artist dedim.  Yönetim şekline gelince federal devlet. Bazıları belki inanmaz. Aaa onlarında başkanı var. Hem de adı Obama. 

   Ne kadar trajik bir durum değimli. Başkanları olan ülkeler biz başkanlıktan bahsedince diktatörlükten bahsediyor. Aptallaştırılan biz de bunu yiyoruz. Bunları yiye yiye de patladık ve birbirimizi vuruyoruz. Hak ediyoruz diyeceksiniz ama inanın ki hak etmiyoruz.

 

 Şimdi gelelim dünyadaki dinlerin yönetim şekline. Yani liderliklerine.

Hıristiyanların tek din anlayışı bitmiş zaten. Katolik, Protestan, Ortodoks ve daha saymayacağım onlarca din olmuşlar. Bakınız din diyorum, mezhep değil. Bunu her Hıristiyan’la oturup tartışabilirim. Katoliklerin papası, Ortodoksların patriği, Protestanların ise dini liderleri yok gibidir. Çünkü günah çıkarmayı mantıksız bulur. Hz Meryem’i de normal insandan sayarlar. Yahudilerin bir Baş hahamı vardır. Budistlerin bile dinlediği bir Dalaylamaları var.

  Bizde ise halife yok. Olsa ne olacak? Geri kalacağız. Yobaz olacağız. Laik insanlarız biz. Bizim halifeyle ne işimiz var?  Evet bize böyle öğrettiler. Ama onlarda olmalı. Onlarda papa, patrik, rahip, haham olmazsa fitne çıkar aralarında. Kimse toparlayamaz onları. Hepsi birbirlerini öldürür. Bunu gördüler ve yaşadılar. İşte bizim yaşamamız içinde tam da bunu yaptılar. Bize dinle devlet işleri ayrı dediler. Dinin devlete karışmasına engel oldular. Ama onlar, dine de karışmalısınız. Diyanet işleri başkanlıkları kurmalısınız dediler. Bizde yaptık. Eee sonuç. Her Müslüman ülkenin ayrı bir İslam anlayışı. Müslüman ülkeler arasında kardeşlik bittiiii. Eee sonra, hadi birbirinizi kesin. O Müslümanlar dinden çıkmış, onlar sizden değil, onlar hadisçi, bunlar mealci, şunlar zikirci. Bir elin parmak sayısını geçmeyen mezhep sayısından binleri bulan farklı mezhebi anlayışa geldik. İşte halifenin olmaması yani liderliğin yokluğunun çıktıları bunlar.

 Müslümanlara liderliğin öcü olduğunu söyleyen bütün devletler, örgütler, sendikalar, cemaatler ve kuruluşlara baktım. Trajikomik bir durum var ortada. Hepsinin bir lideri var. Yani günümüz anlamıyla başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Ben başkanlık sistemine karşıyım diyenlerin kendileri başkanlık yapıyor ama sanki ne olduklarından haberleri yok. Ülkemizde başkanlık sistemine karşı çıkanların hepsinin bir başkanının olması da bana çok ilginç geliyor. Daha istisnayı bulamadım. Varsa lütfen parmak kaldırsın da bizde öğrenelim.

  Bu yazıma bazı arkadaşlar kızabilir. Belki de aha başkanlık sistemini destekliyor diyebilirler de. Evet destekliyorum. Bir aydır araştırdım. Şu anki sistemden daha iyi. Karşı çıkan, kızan arkadaşlarda en azından bir hafta araştırıp neden karşı olduklarını bana iletseler bende belki ikna olurum. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık