BAKIŞ REKLAM MEDYA
  • 02 Haziran 2020, Salı 1:59
Yegane YİĞİT

Yegane YİĞİT

İZİN VERELİM DE POLİS GÖREVİNİ YAPSIN

Sanırım neredeyse ‘‘Polise Şiddete Hayır’’ diye kampanya başlatacağımız bir ortamla karşı karşıya bulunmaktayız. Peki, bu ortamı oluşturan sebep nedir? Bu sorunun tek cevabı: Polisin ‘‘Kısıtlı Yetkileri’’. Bu bilinçle daha rahat hareket eden, kuralları çiğnerken çekinmeyen, yeri geldiğinde polise şiddet uygulayan, hakaretler yağdıran ve hatta silah çekme cesaretini kedinde bulan bir toplumsal rahatlığın oluştuğu tehlikeli bir sürecin içinde bulunmaktayız.  Ve tüm bunlar gerçekleşirken nezaket kurallarını ihlal etmeyen, ettiğinde ise faturasının ağır olabileceği düşüncesinin verdiği psikolojik baskı altında görev ifa etmeye çalışan tüm güvenlik güçlerinin özellikle, polislerin Allah yardımcısı olsun. Amin diyelim ve…

Son zamanlar polislerin görevlerini ifa ederken, oluşan arbede ortamlarının vatandaşlar tarafından kaydedilmesi, orantısız güç, zorbalık gibi servis edilerek paylaşılması, güvenlik güçlerinin çalışmalarını hayli zorlaştırmıştır. Oluşan yalan yanlış kamuoyuyla herhangi bir soruşturmaya veya görevden uzaklaştırılmaya maruz kalmaktansa, çoğunlukla saldırıya karşı tepkisiz, hakarete karşı yanıtsız kalmanın tercih edildiği bir polis bakış açısının oluştuğunu gözlemlemekteyim. Hele ki saldırı anında silah kullanmayı bırak, elini silahına götürürken ‘‘yüz ölçüp bin biçen’’ kendi hayatını tehlikeye atan bir polislik mesleğinin icra edildiği de görülmektedir. Şöyle ki,  uyarı ateşi açmakta tereddüt eden polise karşın, silahla elini kolunu sallayıp ortalarda cirit atanlar varsa, bunda bir ülke ve sistem olarak bizlerin de hata payı vardır.

Gelişen son olaylardan hareketle, adeta kelepçelemenin şiddet, gözaltının orantısız güç, ses yükseltmenin zorbalık olarak betimlendiği polislik uygulamaları ve üstüne üstlük medya desteği, güvenlik güçlerimizin olaylara karşı sergiledikleri eylemlerinde kararsızlığın oluşmasına sebep olmuştur. Ve tabi ki de küçük hatada bile soruşturma açılabilir özelliğe sahip, katı hiyerarşik bir yapının üyesi olmanın da verdiği ayrı bir sorumluluk bilinci de vardır. Buradan hareketle, mevcut şartlar altında çalışan ve her türlü saldırı, hakaret tehditlere rağmen, bizlerin güvenliğini sağlamaya devam eden tüm polislerimize en içten dileklerimle şükranlarımı sunuyorum.

Oysa yeri geldiğinde sevgi ve şefkat dağıtan, kadın, yaşlı ve çocukların yardımına koşan, huzur ve güven ortamında yaşamamızı sağlayan güvenlik güçlerimiz, gerektiğinde kamu düzeni ve nizamı için belirli şartlar çerçevesinde otoriter yönünü, sert yüzünü de gösterebilmelidir. Ve her bir vatandaş kendi güvenliği için bu durumu zorbalık olarak algılama yerine saygıyla karşılamalıdır. Özellikle, hata ve yanlışlarına rağmen itaatsizlik gösteren gençlik yerine, polisin bir ihtarı ile çekinen, esas duruşa geçen bir neslin yetişmesi, biz aileler için oldukça önemlidir. Zira polise karşı diklenen ve içinde her hangi bir korku, sorumluluk ve yükümlülük barındırmayan birinin erken yaşlardan karakollarla tanışması da maalesef kaçılmaz olabilmektedir.

Bu bağlamda, yaşadığımız ortamda onca fitne, şiddet suça karşın polisin yetki sınırlarına yeniden düzenleme getirilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Özellikle, işlenen hafif suçlarda polise yaptırım hakkının tanınması, suç oranın da düşürülmesine yardımcı olabilir. Zira polise tanınan bu hak, tutuksuz yargılanarak, aylarca yıllarca süren yargı sürecine karşın, adaletin daha hızlı tecelli edeceği bilinci ile her türlü hafif işlenen suçların oranı da düşürülebilir. Dolayısıyla, polise yaptırım hakkının tanınması ve yetki alanının genişletilmesi vatandaşa ayrı bir sorumluluk bilinci yükleyerek, daha güvenli bir yaşam alanın oluşturulması hedeflenebilir.

Sadece 1 gün… polissiz 1 gün hayal edebilir miyiz? Şayet hayal edebildiysek, peki, o 1 günü kendinizin, ailenizin, çocuklarınızın, mal mülkünüzün emniyetini hayal edebilir misiniz? Velhasıl, polis huzurdur, güvendir, hayattır… Devletin istikrarı, vatandaşının emniyetidir. POLİS TEŞLİLATI devletin gücünü temsil eden, istikrar açısından olmazsa olmaz kurumlardan biridir. Huzur getiren bu ‘‘gücün’’ hakkıyla uygulanabilir olması ise, dayanışma içinde ilerleyen, memuruna güven veren, polisinin arkasında duran bir Polis Teşkilatı ile gerçekleşebilir. 

Bu bağlamda, izin verelim de polis layıkıyla görevini yapsın. Her hangi bir psikolojik baskılara muhatap kalmadan, olaylar karşısında kararlılık sergileyerek, teşkilatının manevi desteğini alarak ve en önemlisi yasal sınırlar çerçevesinde doğru bulduğunu anında ve zamanında uygulaya bilsin. Uygulasın ki, herkes Emniyetin Kararlılığının, Polisimizin Gücünün şahidi olsun.

Son bir haftadır polisimize yönelik şiddet haberleri beni de derinden sarsmış olmalı ki bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Özellikle, Pandemi sürecinin layıkıyla sürdürülmesinde destek olmaya çalışan polislere yönelik saldırılar, ortaya çıkan görüntüler ve aldığımız üzücü haberler beni de derinden etkilemiştir. Bu vesileyle, başta Atakan Arslan ve Erman Özcan olmak üzere tüm şehitlerimize Allahtan rahmet, görev başında olan polislerimize ise güç kuvvet ve kolaylıklar dilerim. Allah sizleri korusun ve esirgesin! Herkese Selam ve Saygılar

İZİN VERELİM DE POLİS GÖREVİNİ YAPSIN

 

Sanırım neredeyse ‘‘Polise Şiddete Hayır’’ diye kampanya başlatacağımız bir ortamla karşı karşıya bulunmaktayız. Peki, bu ortamı oluşturan sebep nedir? Bu sorunun tek cevabı: Polisin ‘‘Kısıtlı Yetkileri’’. Bu bilinçle daha rahat hareket eden, kuralları çiğnerken çekinmeyen, yeri geldiğinde polise şiddet uygulayan, hakaretler yağdıran ve hatta silah çekme cesaretini kedinde bulan bir toplumsal rahatlığın oluştuğu tehlikeli bir sürecin içinde bulunmaktayız.  Ve tüm bunlar gerçekleşirken nezaket kurallarını ihlal etmeyen, ettiğinde ise faturasının ağır olabileceği düşüncesinin verdiği psikolojik baskı altında görev ifa etmeye çalışan tüm güvenlik güçlerinin özellikle, polislerin Allah yardımcısı olsun. Amin diyelim ve…

Son zamanlar polislerin görevlerini ifa ederken, oluşan arbede ortamlarının vatandaşlar tarafından kaydedilmesi, orantısız güç, zorbalık gibi servis edilerek paylaşılması, güvenlik güçlerinin çalışmalarını hayli zorlaştırmıştır. Oluşan yalan yanlış kamuoyuyla herhangi bir soruşturmaya veya görevden uzaklaştırılmaya maruz kalmaktansa, çoğunlukla saldırıya karşı tepkisiz, hakarete karşı yanıtsız kalmanın tercih edildiği bir polis bakış açısının oluştuğunu gözlemlemekteyim. Hele ki saldırı anında silah kullanmayı bırak, elini silahına götürürken ‘‘yüz ölçüp bin biçen’’ kendi hayatını tehlikeye atan bir polislik mesleğinin icra edildiği de görülmektedir. Şöyle ki,  uyarı ateşi açmakta tereddüt eden polise karşın, silahla elini kolunu sallayıp ortalarda cirit atanlar varsa, bunda bir ülke ve sistem olarak bizlerin de hata payı vardır.

Gelişen son olaylardan hareketle, adeta kelepçelemenin şiddet, gözaltının orantısız güç, ses yükseltmenin zorbalık olarak betimlendiği polislik uygulamaları ve üstüne üstlük medya desteği, güvenlik güçlerimizin olaylara karşı sergiledikleri eylemlerinde kararsızlığın oluşmasına sebep olmuştur. Ve tabi ki de küçük hatada bile soruşturma açılabilir özelliğe sahip, katı hiyerarşik bir yapının üyesi olmanın da verdiği ayrı bir sorumluluk bilinci de vardır. Buradan hareketle, mevcut şartlar altında çalışan ve her türlü saldırı, hakaret tehditlere rağmen, bizlerin güvenliğini sağlamaya devam eden tüm polislerimize en içten dileklerimle şükranlarımı sunuyorum.

Oysa yeri geldiğinde sevgi ve şefkat dağıtan, kadın, yaşlı ve çocukların yardımına koşan, huzur ve güven ortamında yaşamamızı sağlayan güvenlik güçlerimiz, gerektiğinde kamu düzeni ve nizamı için belirli şartlar çerçevesinde otoriter yönünü, sert yüzünü de gösterebilmelidir. Ve her bir vatandaş kendi güvenliği için bu durumu zorbalık olarak algılama yerine saygıyla karşılamalıdır. Özellikle, hata ve yanlışlarına rağmen itaatsizlik gösteren gençlik yerine, polisin bir ihtarı ile çekinen, esas duruşa geçen bir neslin yetişmesi, biz aileler için oldukça önemlidir. Zira polise karşı diklenen ve içinde her hangi bir korku, sorumluluk ve yükümlülük barındırmayan birinin erken yaşlardan karakollarla tanışması da maalesef kaçılmaz olabilmektedir.

Bu bağlamda, yaşadığımız ortamda onca fitne, şiddet suça karşın polisin yetki sınırlarına yeniden düzenleme getirilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Özellikle, işlenen hafif suçlarda polise yaptırım hakkının tanınması, suç oranın da düşürülmesine yardımcı olabilir. Zira polise tanınan bu hak, tutuksuz yargılanarak, aylarca yıllarca süren yargı sürecine karşın, adaletin daha hızlı tecelli edeceği bilinci ile her türlü hafif işlenen suçların oranı da düşürülebilir. Dolayısıyla, polise yaptırım hakkının tanınması ve yetki alanının genişletilmesi vatandaşa ayrı bir sorumluluk bilinci yükleyerek, daha güvenli bir yaşam alanın oluşturulması hedeflenebilir.

Sadece 1 gün… polissiz 1 gün hayal edebilir miyiz? Şayet hayal edebildiysek, peki, o 1 günü kendinizin, ailenizin, çocuklarınızın, mal mülkünüzün emniyetini hayal edebilir misiniz? Velhasıl, polis huzurdur, güvendir, hayattır… Devletin istikrarı, vatandaşının emniyetidir. POLİS TEŞLİLATI devletin gücünü temsil eden, istikrar açısından olmazsa olmaz kurumlardan biridir. Huzur getiren bu ‘‘gücün’’ hakkıyla uygulanabilir olması ise, dayanışma içinde ilerleyen, memuruna güven veren, polisinin arkasında duran bir Polis Teşkilatı ile gerçekleşebilir. 

Bu bağlamda, izin verelim de polis layıkıyla görevini yapsın. Her hangi bir psikolojik baskılara muhatap kalmadan, olaylar karşısında kararlılık sergileyerek, teşkilatının manevi desteğini alarak ve en önemlisi yasal sınırlar çerçevesinde doğru bulduğunu anında ve zamanında uygulaya bilsin. Uygulasın ki, herkes Emniyetin Kararlılığının, Polisimizin Gücünün şahidi olsun.

Son bir haftadır polisimize yönelik şiddet haberleri beni de derinden sarsmış olmalı ki bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Özellikle, Pandemi sürecinin layıkıyla sürdürülmesinde destek olmaya çalışan polislere yönelik saldırılar, ortaya çıkan görüntüler ve aldığımız üzücü haberler beni de derinden etkilemiştir. Bu vesileyle, başta Atakan Arslan ve Erman Özcan olmak üzere tüm şehitlerimize Allahtan rahmet, görev başında olan polislerimize ise güç kuvvet ve kolaylıklar dilerim. Allah sizleri korusun ve esirgesin! Herkese Selam ve Saygılar


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık